2026 asgari ücret artışının ardından iş dünyasında çalışan maliyetleri yeniden en sıcak gündem maddesi haline geldi.


Artan ücretler çalışanlar için bir zorunluluk olarak görülürken, işverenler ise personel giderlerinin toplam maliyetler içindeki payının sürdürülebilir seviyelerin üzerine çıktığını vurguluyor. Uzmanlara göre tartışmanın merkezinde “kim haklı” sorusu değil, ücret ve performans sistemlerinin nasıl kurgulandığı yer alıyor.
Çalışan Maliyetleri Rekor Seviyelerde
Asgari ücret artışı yalnızca net maaşları değil; SGK primleri, vergiler ve yan haklarla birlikte şirketlerin toplam çalışan maliyetlerini de doğrudan etkiliyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde personel giderlerinin toplam giderler içindeki payı ciddi biçimde artmış durumda. Bu tablo, birçok şirketi ya yeni istihdamdan kaçınmaya ya da verimlilik odaklı yeniden yapılanmaya zorluyor.
Sabit Ücret Modeli Tartışmanın Odağında
Uzmanlar, artan maliyet baskısı altında sabit ücret modelinin artık tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Çünkü sabit ücret sistemi; yüksek performansı yeterince ödüllendirmezken, düşük performansı da ayrıştırmakta yetersiz kalıyor. Bu durum hem çalışan motivasyonunu hem de şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.
“İki Taraf da Haklı, Sorun Sistem”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan, yapay zekâ destekli performans ve yetenek yönetimi alanında danışmanlık ve yazılım çözümleri sunan F4e CEO’su İrem Yelkenci, tartışmanın yanlış bir zeminde ilerlediğine dikkat çekiyor:
“Asgari ücret artışları çalışanlar için sosyal bir gereklilik. Ancak işverenler açısından bakıldığında, artan maliyetler ciddi bir baskı yaratıyor. Burada iki taraf da haklı. Asıl sorun, ücret ve performans sistemlerinin bu yeni ekonomik gerçekliğe uygun şekilde kurgulanmamış olması.”
Yelkenci’ye göre çözüm, ücret artışlarını tek başına konuşmak yerine verimlilik, performans ve değişken ücret modellerini merkeze almak.
Çıkış Yolu: Hedefe Dayalı Performans ve Değişken Ücret
İş dünyasında giderek daha fazla şirket, ücret artışlarını performansa bağlı değişken mekanizmalarla dengelemeye yöneliyor. Bu modellerde;
Bu sayede çalışanlar katkıları oranında daha fazla kazanma fırsatı elde ederken, şirketler de maliyetlerini kontrol altında tutabiliyor.
“Zor Dönemler Doğru Kurulan Sistemleri Öne Çıkarır”
Yelkenci, şirketlerin bu süreci bir tehdit değil, dönüşüm fırsatı olarak görmesi gerektiğini vurguluyor:
“Zor finansal dönemler, iyi yönetilen şirketlerle diğerlerini net biçimde ayırır. Performansı ölçen, hedefleri net olan ve değişken ücretle desteklenen sistemler kuran şirketler bu süreci daha güçlü atlatır. Tartışmayı ‘patron mu haklı, çalışan mı’ noktasından çıkarıp, ‘doğru sistemi kim kuruyor’ sorusuna taşımamız gerekiyor.”
Uzmanlara Göre 2026’nın Ana Gündemi Bu Olacak
Ekonomi çevreleri, 2026 yılında iş dünyasının ana gündeminin; istihdam maliyetlerini verimlilikle dengeleyen yönetim modelleri olacağı görüşünde birleşiyor. Performans yönetimi ve değişken ücret sistemlerini profesyonelce kurgulayan şirketlerin, hem çalışan bağlılığını artıracağı hem de ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı hale geleceği ifade ediliyor.