GÜNCEL

Davutoğlu: O gece şükür secdesi ettim

Dışişleri Bakanı Davutoğlu Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde konuştu. Davutoğlu, "sınırları koruyacağız duvarları kaldıracağız" dediği konuşmada üç ayaklı bir restorasyona ihtiyaç olduğunu vurguladı. Davutoğlu, Li

15 Mart 2013 Saat: 12:51
Davutoğlu: O gece şükür secdesi ettim
Davutoğlu: O gece şükür secdesi ettim
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde "Büyük Restorasyon:Kadimden küreselleşmeye yeni siyaset anlayışımız" konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Davutoğlu salona girişi esnasında üniversiteli gençler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Davutoğlu kürsüye çıkmadan önce Dicle Üniversitesi Konservatuarı tarafından icra edilen 7 farklı dilde şarkıların söylendiği konseri dinledi.

"En iyi konuşacağımız yer"

Konserin ardından kürsüye çıkan Davutoğlu "Diyarbakır şehirlerin mürşididir. Yeni zihniyetin inşasını en iyi

konuşacağımız yerdir" diyerek konuşmasına başladı.

Davutoğlu konuşmasında üç temel restorasyona ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptı ve şöyle konuştu;

Arzu ettiğimiz yeni restorasyonda hiçbir dil, değer ve unsur dışlanmayacak.

Eğer biz dilden kulağa konuşsaydık, tercümana ihtiyaç vardı, gönülden gönle konuşanlar için tercümana ihtiyaç yoktur.

Diyarbakır bir aşk şehridir

Diyarbakır'ın şeklini uçaktan kalbe benzettik. Diyarbakır bir aşk şehridir. Her kaybettiğimiz şeyi yeniden inşa ederiz ama aşkı kaybetmeyelim.

Ben Ulucami'de Mescid-i Aksa'nın kokusunu hissettim. Girdiği anda size tarihle metafizik arasında bir yerde olduğunu hissettirir. Ben bu hissi bir Kabe'de, bir Mescid-i Aksa'da bir de Diyarbakır'ın Ulucami'de hissetmiştim. Bunun aynısını Bursa Ulucami'nde de hissettim. Hangi güç Bursa ile Diyarbakır Ulucamii'ni birbirinden ayırabilir?

Üç ayaklı bir restorasyon

Üç ayaklı bir restorasyona ihtiyaç var. Birincisi: İnsanoğlunun ve ülkemizin kendi içindeki restorasyonu. Psikolojinin restorasyonu. Son 10 yıl içinde aslında bütünüyle yapmak istediğimiz şey insan onurunu korumak, insan onuruna saygı göstermek.

Bundan 16 sene önce tarihte özne olmamız gerekiyor demiştim. Hala aynısını söylüyorum. Bizim tarihte özne olmamız lazım. Özgüven sahibi olmamız lazım.

İkincisi, kimlik konusunda birlik olmamız lazım. Birincisi vatandaş, ikincisi tarihdaş. Eğer tarihi ayırmak isterseniz, kavimler, şehirler olarak. Gittikçe küçülerek devam edersiniz. En sonunda parçalanmış bir tablo ile karşılaşırsınız.

12. ile 14. yüzyıl arasındakini anlamayan bizim medeniyet tanımımızı anlayamaz.

Üç büyük kültür harmanı var: Birincisi İskender Medeniyeti, ikincisi İslam Medeniyeti, üçüncüsü ise Türklerin, Kürtlerle, Araplarla hatta Hıristiyanlarla birlikte olduğu kültür harmanı. Dış politikamızın da temelinde bu var. Kim ne derse desin.

Bugün karşı karşıya kaldığınız kültür restorasyonunun üzerinizde nasıl bir sorumluluk olduğunu görmeniz için söylüyorum: Mevlana'nın hayatına bakın, Bağdat'tan kalkıp Anadolu'ya gelmiş. Aynen dün burada kardeşlerimin bizi kucakladığı gibi. Hepsine minnettarım.

Hata ettiler ama Cuma Namazı'nı unutmam

Hat aslında beni böyle öğrencilerle karşı karşıya getiriyorlar. Ben öğrencilere konuşurken saatleri unuturum... Ama Cuma Namazını unutmam.

Bir diğer restorasyon da demokrasinin gelmesi.

Bir devletin kudreti var da şefkati yoksa zalimleşir. Bizim yeni siyaset anlayışımız kadim kültürümüzün temeli budur. Devletimiz şefkatli ve kudretli olacak. İç restorasyonumuz bu esasa dayalı.

Diyarbakır için Doğu'nun Paris'i deniyordu. Paris ne ki? Paris dünün şehri. Diyarbakır şehrin nasıl olması gerektiğini öğretirken Paris diye bir şehir yoktu.

Diyarbakır'ı Diyarbakır yapan tek taş bile zayi olmamalıdır.

İşte buradan ikinci restorasyona geçiyoruz: Ekonomik restorasyon.

Başbakanımız Cumhuriyet'in 100. yılı için bir hedef koydu: Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz. Ama diğer 9 ülkeye baktığınız zaman, hepsi kıta ölçekli ülkeler. Biz bunların arasından nasıl sıyrılacağız? Her zaman sınırlara saygı göstereceğiz ama onları aynı zamanda kaldıracağız.

Edirne niye çıkmaz sokak olsun, ta Saraybosna'ya kadar açılmasın? Onun için biz vizeleri kaldırmak istiyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki, insanımız hareket etsin.

Ve vatandaşımızın adım attığı her yerde büyükelçiliğimiz olacak. İşte kadim, kadim dediğimizde akla ne gelir: İpek yolu. Çin'den kalkardı, o kadar yoldan gider, ta Avrupa'ya varırlardı. Ama şimdikinden daha rahat giderlerdi. Sınırlarda bekletilmezdi. Öyle bir bölgesel restorasyon yapmak istiyoruz ki, ta Asya'nın, Avrupa'nın içlerinde olalım. Hinterlandımızı genişletelim. Bunu deyince bize yeni Osmanlıcı diyorlar.

Bunu kim ne derse desin, biz Osmanlı'ya, Abbasi'ye saygı duyarız. Ama şunu da sorarız: Niçin Avrupa birleşirken yeni Romacı olmuyor da biz 100 yıl önce beraber yaşayan halkları yeniden birleştirmek isteyince yeni Osmanlıcı oluyoruz?

İki yol var, bu sınırları ya zihnimizde, fikrimizde ve fiilimizde harekete geçirip, sınırları kaldıracağız, Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ı ile. Ya da bizi lime lime edecekler.

O gece şükür secdesi ettim

Libya'dan 23 bin Türk'ü tahliye ederken içim cız etti ve oradaki Libyalı kardeşlerimize seslendim: Sakin ola ki Anadolulu kardeşleriniz sizi terk ediyor zannetmeyin. Biz geri gelmek için gidiyoruz, sizden müsaade istiyoruz. Daha sonra Libya'ya döndüğümüzde nasıl burada coşkuyla karşılanıyorsak, orada da aynı şekilde karşılandık. O gece şükür secdesi ettim.

İstiyoruz ki, etnik ayrım gözetmeden, bütün Balkanlar çok kültürlü bir havza haline gelsin.

Nasıl bundan önce hep omuz omuzaysak, Cumhuriyet'in 100. yılında da aynı şekilde olacağız. Kimse buna engel olamaz.

Onun için yeni bir bölgesel düzen arayış içindeyiz.

Bunun için, ortak kültür anlayışına, ortak ekonomiye ve ortak kader anlayışı olması lazım.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bidünya Haber | Dünya ve Türkiye Gündemine uzak kalmayın. Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑