30 Ağustos 2024’te Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde kılıç çatarak “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) ihraç edilen Teğmen Ebru Eroğlu’nun, ihraç işlemine karşı açtığı dava Ankara 4. İdare Mahkemesi tar


Ayrıca 20 Ağustos 2024 tarihinde tabur komutanı tarafından tüm personele, “yönergede belirtilen metin dışında bir andın okunamayacağı” yönünde açık ve bağlayıcı bir emir verildiği vurgulandı.
Gerekçede, tören sonrası andın okunmasına yönelik planlamanın bir gün önceden yapıldığı, WhatsApp grubu üzerinden tüm teğmenlerin sahaya çağrıldığı ve organizasyonun önceden kurgulandığı sonucuna varıldığı ifade edildi.
Törenin resmi bölümünün ardından ses yayın sistemi üzerinden anons yaparak diğer teğmenleri sahaya çağırdığı ve toplanan grubun ortasına geçen Eroğlu’nun, kameralar önünde mevzuattan kaldırılan andı okuduğu ve diğer teğmenlere tekrar ettirdiği belirtilen gerekçede, eylem sırasında kılıçların çatıldığı ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının da tekrarlandığı kaydedildi.
Davacının, “eylemin tören bittikten sonra gerçekleştiği” yönündeki savunmasının kabul edilmediği bildirilen gerekçede, olayın askeri mahalde, üniformalarla, komutanlar, aileler ve basın mensuplarının bulunduğu ortamda gerçekleştiği belirtilerek, bunun “tören sonrası serbest zaman” olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
Eroğlu’nun, açık emre rağmen andın okunması yönündeki talebini sürdürdüğü ve bu doğrultuda planlı bir şekilde hareket ettiği belirtilen gerekçede, eylemin “emre aykırılıkta ısrar” niteliği taşıdığı ve ağır disiplinsizlik oluşturduğu ifade edildi.
Gerekçede, söz konusu eylemin TSK’nın itibarına zarar verdiği, toplumda ayrışmaya yol açtığı ve “TSK’nın Atatürk’e bağlılığının hiç haketmeyecek şekilde sorgulanmasına neden olduğu” değerlendirmesine yer verilerek, eylemin, toplumda “askerlik yemininden vazgeçilmiş” algısı yaratarak kuruma duyulan güveni zedelediği kaydedildi.
Mahkeme, davacının soruşturma sürecine ilişkin itirazlarını da yerinde bulmadı. Soruşturma heyeti isimlerinin gizlenmesi konusunda yapılan itiraz, Mahkeme tarafından “soruşturma heyetinin isimlerinin davacı tarafa verilmemesinin soruşturmanın tarafsızlığına gölge düşürecek nitelikte olmadığı, bu sebeple soruşturmacıların isimlerinin davacı tarafa bildirilmemesinin (karartılmasının) tek başına davaya konu işlemi sakatlayacak mahiyette olmadığı” değerlendirmesi yapılarak reddedildi.
Raporun bazı sayfalarının paylaşılmamasına yönelik yapılan usul itirazı da “soruşturma raporunun 32 ile 40. sayfaları arasındaki bölümde dava dışı başka kişilerin bilgilerinin yer aldığı ve davacı tarafa bu sayfaların verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir” denilerek reddedildi.
İfadeye müdahale edildiği ve amir kanaatlerinin değiştirildiği yönündeki iddiaların da somut delillerle desteklenmediği belirtilen gerekçede, idare mahkemelerinde tanık dinlenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle tanık dinlenmesi talebinin de reddedildiği bildirildi.
Mahkeme, ihraç işlemini hukuka uygun bulduğu için Eroğlu’nun mahrum kaldığını ifade ettiği parasal hakların ödenmesi talebini de reddetti.
Mahkeme, 4 bin 210 lira yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve 40 bin lira avukatlık ücretinin davacıdan alınarak idareye ödenmesine hükmetti.
Karara karşı 30 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.