Türkiye ekonomisi Mehmet Şimşek’in 2.5 yıllık bakanlık döneminde sınıfta kaldı. Türkiye’de milyonlar yoksulluğa sürüklendi,


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 5 Haziran 2023’te bakanlık görevini Nureddin Nebati’den devraldı. Göreve gelmesinin üzerinden yaklaşık 2.5 yıl geçen Şimşek’in yürüttüğü ekonomi politikası adeta sınıfta kaldı. Yıllar sonra Şimşek’in bakanlık dönemine bakıldığında akıllarda kalan yüksek enflasyon, yüksek faiz, artan vergiler, düşen alım gücü ve derinleşen yoksulluk olacak. Türkiye bu dönemde IMF’den borç almasa da adeta bir IMF programı uyguladı.
DOLAR 22 TL ARTTI
Şimşek’in göreve geldiği Haziran 2023’te dolar 21.4 TL seviyesindeydi. 2.5 yıllık sürecin ardından, dolar bugünlerde 43.2 TL seviyesinde işlem görüyor. Türk lirası gitgide değer kaybederken bu süreçte dolar yaklaşık 22 TL arttı. Vatandaşın ücretlerini ve cebini vuran bu duruma karşın, iş dünyası iktidarın kuru baskıladığı ve artmasına engel olduğu görüşünde. Hükümetten destek bekleyen ihracatçılar, kurun baskılanması nedeniyle küresel pazarla rekabet edemediklerini savunuyor. Şimşek döneminin bir diğer sınavı ise enflasyon oldu. Enflasyonu yüzde 39.59’dan alan Şimşek, 2.5 yıllık süreçte enflasyonu yüzde 30.89’a düşürebildi.
FAİZE ÇALIŞTIK
2.5 yılda enflasyonu 8.7 puan düşürebilen Şimşek ve ekibinin, bir yıl içinde enflasyonu en az 10 puan nasıl düşüreceği ise merak konusu. Şimşek döneminin en sert ekonomi politikalarından biri de yüksek faizler oldu. Şimşek göreve geldiğinde yüzde 8.5 olan politika faizi, 23 Haziran 2023’te toplanan PPK kararı ile yüzde 15 seviyesine yükseltildi. Bu süreç içinde politika faizi yüzde 50 zirvesini gördü. Aralık 2024’ten beri temkinli olarak düşürülen faiz şu an yüzde 38 seviyesinde. Yüksek faizin bedelini de yine vatandaşlar ödedi. Milyonlarca yurttaş, kredi ve kredi kartlarından binlerce lira faize ödedi. Bankaların karları bu süreçte adeta uçtu. Öte yandan bütçeden 2023 yılında 674.6 milyar TL, 2024’te 1.2 trilyon TL ve 2025’te 2 trilyon TL faize aktı. Şimşek dönemi yüksek faizle simgeleşti.
Bu dönemin en çok tartışılan konularından biri de bütçe açığı oldu. Şimşek görevi devraldığında bütçe açığı 483.2 milyar TL idi. Şimşek 6 ay içinde bütçe açığını neredeyse üçe katladı. Bütçe 2023’te 1 trilyon 375 milyar TL, 2024’te 2.1 trilyon TL ve geçen sene 1.8 trilyon TL açık verdi. İktidar bütçe açığını kapatmak için bu süreçte vergilere ve cezalara yüklendi. 2023’te 674.6 milyar TL toplanan gelir vergisi, 2024’te 1.5 trilyon TL’ye ve 2025’te 2.8 trilyon TL’ye çıkarak rekor kırdı. Vatandaşın tepesine binen Şimşek programı, bu süreçte sermayeye dokunmadı. İktidar 2023’te 786.3 milyar TL, 2024’te 890.2 milyar TL ve 2025’te 1.2 trilyon TL kurumlar vergisi topladı.
Yüksek enflasyon ve faiz altında geçim mücadelesi veren milyonların ücretleri bu dönemde adeta kuşa döndü. Şimşek göreve geldiği zaman 10 bin 373 TL olan açlık sınırı, 30 bin 143 TL’ye, 33 bin 789 TL olan yoksulluk sınırı ise 98 bin 188 TL’ye yükseldi. Açlık ve yoksulluk sınırı neredeyse 3 kat arttı. Vatandaşların gelirlerine düşük zam yapılarak enflasyonu düşürme politikası benimsendi. İktidar, ücretlere yapılan zammın enflasyonu arttırdığını öne sürdü. Fakat bu iddiayı TÜİK verileri bile yalanladı. Asgari ücrete Temmuz 2024’te ara zam yapılmamasına rağmen aylık enflasyon yüzde 1.64’ten yüzde 3.23’e fırladı. Enflasyonla mücadele programının yükü vatandaşın sırtına bindirildi.
Mehmet Şimşek döneminde, Hazine ciddi seviyede borçlandı. Resmi verilere göre, 2023’ün ikinci çeyreği sonunda 469 milyar dolar olan Türkiye’nin brüt dış borç stoku, 2025’in üçüncü çeyreğinde 564.9 milyar dolara yükseldi. 2.5 yıllık süreçte Türkiye’nin dış borcu yüzde 20.5 oranında arttı.