Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu'nun 'Turpun Büyüğü' toplantısındaki açıklamaları gerekçe gösterilerek başlatılan 'Bilirkişi Davası' bugün Silivri'de görüldü. İmamoğlu'nun sert açıklamalar yaptığı savunmasının ardından karar alan Mahkeme, davayı 30 Mart


İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısında adını açıkladığı bilirkişi S.B. ile ilgili sözleri nedeniyle “yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla yargılandığı davanın duruşması görüldü.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, son yayınlanan HSK kararnamesi ile değişti. Dosyaya yeni atanan ve izindeyken görev yeri değişen hakimin 22 Aralık’ta göreve başlayacağı öğrenildi. Bugünkü duruşmayı, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi yönetti.
Jandarma eşliğinde salona getirilen Ekrem İmamoğlu alkışlarla karşılandı.
Öte yandan Mahkeme duruşmayı 30 Mart 2026'ya erteledi.
Mahkeme'de savunmasını yapan İmamoğlu "'Adalet mülkün temelidir' yazısının karşısında konuşurken birileri adaleti çökertme içerisinde. Ekonomiden, eğitime, üretimden, sanayiye her alanda çöküşün nedeni ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu'nun savunmasından satır başları şöyle:
"Millet biliyor ve görüyor. Bize yöneltilen suçlama, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs. Ben mi etkilemişim, bu şahıs mı etkilemiş? Mağdur edilen bir belediye başkanı mı? İstemediği kararları veren hakimleri bir gecede uzaklaştıran aklıevvel bir yönetim mi? Benim açıklamalarım müdahale değil, hakkımdır. Hukukumu koruma adına yaptığım görevin soncudur.
Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz. Bir cümlem, bir teşebbüsüm değil; çürümüş düzeni söylememdir. Bu kötülükleri söylemek suç ne zamandır ihanet sayılıyor. Asıl teşebbüs, milleti etkisiz bırakmayı teşebbüstür. Siyaseti kelepçelemeye teşebbüstür. Bana diyorsunuz ki 'Yanlış yapanı anlatamazsın.’ Bunu bana kim söyleyebilir? Hiçbir yurttaşa kimsenin söyleme hakkı yok. Benim sustuğum gün bu ülke konuşamaz hâle gelir. O yüzden susmuyorum. Doğruları söylemeye, hak, hukuk mücadelesini büyütmeye devam edeceğim. Hiçbir fert durmasın.
'Konuşma, sus' olmaz. Bu iddia makamı, hakimlik makamını aldatmaktadır. İddia makamı suç işlemektedir. Onun için asla susmayacağım ve milletimin susturulmaması için sonsuz mücadeleme devam edeceğim...Akıl dışı senaryoların ve iftiraların pervasızca üretildiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu yaşananlar adalet sistemine yönelmiş en büyük tehdittir. 'Adalet mülkün temelidir' yazısının karşısında konuşurken birileri adaleti çökertme içerisinde. Ekonomiden, eğitime, üretimden, sanayiye her alanda çöküşün ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sonucudur.
86 milyondan kopan zihniyet saraylara bile sığamaz. Millete hesap vermekten kaçan iktidar, karanlık odalara hapsolur. Bu işi organize edenlere sesleniyorum. Duruşma salonlarına sığılmıyor. En büyük duruşma salonu yapılıyor. Görüyorum ki inşaatı başlamış. Boynunuza asacağınız o kara leke madalyonu hayırlı uğurlu olsun. Herkese anlatalım.
Ey iktidar, 64 yıl sonra aynı ayıbı, utancı tekrar ediyorsunuz. Bu zihniyet, bu ülkeye Silivri'de Yassıada'yı kuruyor, hayırlı uğurlu olsun. Tarihe kara bir leke olarak geçtiniz. Kurduğunuz kara düzen sizi boğacak. TOKİ yapacakmış. Ona da hayırlı olsun. Kurum’a kara bir leke daha eklendi. İkinci Yassıada'yı yapanlara sesleniyorum. Hesabını vereceksiniz. Tek başınıza o salonlarda tek tek hesap vereceksiniz."
İmamoğlu, 27 Ocak'ta Saraçhane’de düzenlediği "Turpun Büyüğü" isimli basın toplantısında bir bilirkişinin adını vererek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a seslenmiş, "Evet Sayın Cumhurbaşkanı; sizde böyle maharetli bilirkişi S. beyler oldukça, siz de binlerce bilirkişi arasından, nokta atış S. bey bilirkişisini bulan yargı mensupları oldukça, bir davanın öncesinde ya da yürüyen sürecin öncesinde, heybenizde büyük turplar taşıdığınızı düşünebilirsiniz. Ne var ki, sizin turp zannettikleriniz, bu milletin gönlünde zerre yer etmez. Sayın Cumhurbaşkanı; turpun büyüğü senin heybenden çıktı. Aslında işin çok kolay. Bu kadar heybe sırtında taşımana gerek yok. Bu kadar yük taşıyacağına, kendini sadece milletin sandıktaki vicdanına emanet ettiğin an rahatlayacaksın. Yastığa başınızı koyduğunuzda huzurla uyumak kadar güzeli yoktur" diye konuşmuştu.
Söz konusu basın toplantısından kısa süre sonra İmamoğlu hakkında, bilirkişiyi hedef gösterdiği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re'sen soruşturma başlatılmıştı. İmamoğlu’nun "yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlamasıyla cezalandırılması istenen davanın ikinci duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce Silivri 1 no’lu duruşma salonunda görülerek dava 12 Aralık’a bırakılmıştı. İmamoğlu ve avukatları, ilk duruşmaya "duruşma yerinin hem mekan hem de zaman itibariyle hukuka aykırı olarak belirlendiği" gerekçesiyle katılmamıştı.
İkinci duruşmada Avukat Hasan Fehmi Demir, İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunma avukatı olarak duruşma salonunda yer alması için ara karar verilmesini istemiş, bilirkişi S.B’nin mahkemede dinlenilmesi yönünde talepleri olduğunu da söyleyen Demir, S.B’nin daha önce ifadesinin alınmamış olmasını eleştirmişti.
Ara kararını veren hakim, S.B’nin dinlenilmesinin dosyaya başkaca yarar sağlamayacağını değerlendirerek talebi reddetmiş, hakim ayrıca, Pehlivan’ın dosya kapsamında zorunlu müdafiilik görevinin bulunmadığı ve duruşmada başka sanık avukatları yer aldığı gerekçesiyle, davaya katılma yönünde mahkemeye talepte bulunulması halinde talebin duruşma arasında değerlendirilmesine karar vermişti.
Son yayınlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Kararnamesi ile ise dosyanın asıl hakimi, İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak atandı. Dosyanın yeni hakiminin ise izne ayrıldığı dönemde görev yerinin değiştiği öğrenildi. Bu nedenle hakim, 22 Aralık’ta göreve başlayacak. Edinilen bilgiye göre, bugünkü duruşmayı, komisyon kararıyla, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi yönetti.
İmamoğlu, “Diploma Davası”nın son duruşmasında ise hakim değişikliği nedeniyle “Yakın zamanda adımın geçtiği her davada hakimlerin yeri değiştirildi” diyerek isyan etmişti.