SAĞLIK

Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Şehir efsaneleri meme kanseri bilincini azaltıyor

7 Nisan 2016 Saat: 15:56
Kanserde doğru bilinen yanlışlar
Kanserde doğru bilinen yanlışlar

Ailemde kimsede meme kanseri yok, bende de olmaz… Ben doğum yaptım, meme kanseri riskim geçti… Menopozdan önce meme kanseri görülmez… Mememde akıntı var, kanser oldum! Doğum kontrol hapı, meme kanseri yapar…  İşte kadınların korkulu rüyası olan meme kanseriyle ilgili yanlış bilinenler…

Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseri. Halk arasında kulaktan kulağa yayılan “şehir efsaneleri”, meme kanseri konusunda bilgi kirliliği yaratarak tedavi sürecindeki hastalara gereksiz korkular yaşatıyor. Yanlış bilgiler, hastaların yanlış yönlendirilmesine yol açarak meme kanseri konusundaki bilinçlenme çabalarına zarar veriyor.VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güven Atasoy, kadınların en çok dikkat etmesi gereken hastalıklardan biri olan meme kanserindeki sık rastlanan şehir efsanelerini ve yanlış bilinen doğruları anlattı:

YANLIŞ: Mememden hiç şikayetim yok, doktora gitmem gerekmez.

DOĞRU: Meme kanseri, ancak şikayetler başlamadan yakalandığında çok kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Memedeki bir kitle, ele gelecek hale gelmeden 2 sene önce mamografi ile saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikayet olmadan kontrole gitmek hayat kurtarıcıdır.

YANLIŞ: Ailemde kimsede meme kanseri yok, bende de olmaz.

DOĞRU: Ailede meme kanseri olması mevcut riski artırır ama meme kanserlerinin yüzde 85’i bireysel faktörlerle ortaya çıkar. Hiçbir ek riski olmayan normal bir kadın, zaten yüzde 12 oranında meme kanseri olma riski taşımaktadır.

Doğum yaptım ve bebeğimi emzirdim, bende meme kanseri olmaz.

Doğum yapmış ve emzirmiş olmak meme kanserini engellemez. Ancak doğum yapmamış ve emzirmemiş kadınlarda mevcut risk bir miktar yükselir.

Menopozdan önce meme kanseri olmaz.

Meme kanseri her yaşta görülebilir. Ancak 45-55 yaşlar arası en sık görüldüğü dönemdir.

Erkekte meme kanseri görülmez.

Erkekte de meme kanseri görülebilir ama kadınlara göre daha düşük orandadır. (Yüzde 1) Erkeklerde meme kanseri daha çok 60 yaş üstünde görülür. Çok az erkek hastalığın farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur. 

Mememde çok sayıda kist var. Bu kistleri aldırıp kanser riskinden kurtuluyorum.

Meme kistleri çoğu kadında görülürler ve genellikle kanser riski taşımazlar. Bu nedenle her görüldüklerinde alınmaları gerekmez, takip edilmeleri yeterlidir.

Ancak çok büyüyüp ağrı yaptıklarında veya yapılarında değişiklik olup kuşku uyandırdıklarında tanı amacıyla boşaltılmaları gerekebilir.

Doğum kontrol hapları meme kanseri yapar.

Uygun dozda ve uygun sürede doktor kontrolünde kullanılan doğum kontrol hapları meme kanseri riskini artırmaz.

Mememde bir kitle var, kanser oldum!

Kitlenin ağrıması ile kanser olması arasında hiçbir bağlantı yoktur. Ayrıca memede ele gelen her doku kitle demek değildir, her kitle kanser demek değildir. Her 10 meme kitlesinden ancak 1-2 tanesi kanser tanısı almaktadır.

Mememden akıntı oldu, kanser oldum!

Her kadında memeden sıkmakla bir miktar akıntı olabilir, bu kanser belirtisi değildir. Ancak kendiliğinden olan, tek taraflı ve kanlı akıntılar tehlike habercisidir ve incelenmesi gerekir.

Çok mamografi çektirmek kanser yapar.

Mamografide verilen ışın dozu çok düşüktür. Bir kadın 50 yıl boyunca her sene mamografi çektirirse, meme dokusu ancak bir kez akciğer röntgeni çektirmiş kadar ışın alır. Dolayısıyla, doktorunuzun önerdiği aralıklarla mamografi çektirmenin bir sakıncası yoktur.

Genç yaşta mamografi çektirmek sakıncalıdır.

Genç yaşta mamografi çektirmenin sakıncası yoktur. Ancak 30 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusunun özelliğinden dolayı mamografi ile yeterli görüntü alınamadığından, genç yaşlarda genellikle mamografi yerine ultrason tercih edilir. Hekim gerek gördüğünde her yaşta mamografi çekilebilir.

Çok sık meme ultrasonu yaptırmak sakıncalıdır.

Ultrason, anne karnındaki bebeğe bile yapılabilen zararsız bir tetkik yöntemidir ve hangi sıklıkta gerekiyorsa, o sıklıkla yapılabilir.

Biyopsi yaptırmak kitlenin kanserleşmesine yol açar.

Biyopsi işlemi, bir kitlenin adının konması için en güvenli yoldur ve kitlenin niteliğini değiştirmez. Zaten günümüzde biyopsiler iğneyle yapılmaktadır ve kan vermek kadar kolay ve zahmetsiz bir işlemdir.

Kanserli bir kitlenin ameliyatla alınması kanserin vücuda yayılmasına yol açar.

Kanser vücuda yayılacaksa, kanserli kitleden ayrılan hücreler yoluyla yayılır. Bu kitlenin alınması yayılmayı engeller. Ancak kitlenin alınmasında geç kalınmış ise, ameliyattan önce vücuda yayılmış hücreler, kitlenin kendisi alınsa bile bir süre sonra yeni kitleler oluşturabilir. Bu durumun ameliyatla ilgisi yoktur.

Bende meme kanseri tespit edildi, mememi kaybedeceğim!

Günümüzdeki tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde, çok geç kalınmamışsa meme kanseri ameliyatlarında memenin alınmasına gerek yoktur. Yalnızca kanserli dokunun alınmasıyla memeye dokunmadan tedavi tamamlanmaktadır. Gecikmiş olgularda ise memenin tamamen alınması gerekse bile, aynı seansta

hastanın kendi dokularından veya hazır protezler kullanılarak alınan meme yerine konabilmektedir.

Meme kanseri ameliyatlarında koltuk altı lenf bezleri tamamen alınır. Bu da kolun şişerek sakatlanmasına yol açar. Artık kolumu eskisi gibi kullanamayacağım!

Günümüzde eğer tedavide çok gecikilmemişse koltuk altı lenf bezlerinin tamamının alınmasına gerek yoktur. Çeşitli işaretleme yöntemleri ile ameliyat sırasında lenf bezlerinin bir tanesi işaretlenip alınarak incelenir ve eğer sorun yoksa diğer lenf bezlerine hiç dokunulmaz. Diğer lenf bezlerinin alınması gerekse bile, bu durum mutlaka kolun şişmesi anlamına gelmez.

 

 

 

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bidünya Haber | Dünya ve Türkiye Gündemine uzak kalmayın. Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑