GÜNCEL

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü'nden Papa itirazı

Dünyanın gözü Papa 14. Leo'nun İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümündeki Türkiye ziyaretindeydi. MSÜ Rektörü Erhan Afyoncu, konsilde alınan kararlara ve Papa'nın geliş tarihindeki 27 Kasım 'sırrı'na dikkat çekti.

30 Kasım 2025 Saat: 12:19
Milli Savunma Üniversitesi Rektöründen Papa itirazı
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü'nden Papa itirazı

Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo, 27 Kasım'da Türkiye'ye gelerek Birinci İznik Konsili'nin 1700. yıl dönümü törenine katıldı.

Papa'nın ziyaret tarihi ve nedenine dikkat çeken Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü ve Sabah gazetesi yazarı Erhan Afyoncu, köşesinde bazı hatırlatmaları yaptı.

Afyoncu, 325'te Birinci İznik Konsili'nin aldığı kararları şöyle sıraladı:

325 yılında İznik'te toplanan konsile yaklaşık 300 piskopos, çok sayıda rahip ve filozof katıldı. 14 Haziran 325 tarihinde İznik'teki sarayda olan toplantıya İmparator Konstantin onursal başkanlık yaptı. Batı'dan çok az temsilci gelirken, katılanların büyük çoğunluğu Doğu'dan olmuştu. Batı'dan Papa Sylvestre'nin temsilcisi olan 2 kişiyle beraber 3-5 kişi katıldığı rivayet edilir.

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü'nden Papa itirazı - Resim : 1

Jörg Ulrich'in çalışmasında Batı kilisesinin İznik sonrası tartışmalardan büyük ölçüde uzak kaldığı üzerinde durulur. Ona göre Latin dünyasında yer alan Hıristiyanlık, Doğu'dan daha bağımsız ilerlemiştir. Hatta İspanya kökenli Ossius'un konsile başkanlık etmiş olmasının bile Batı etkisine kanıt olarak sunulmayacağını savunur. Ona göre 325'teki İznik Konsili'nde Batılı din adamlarının önemli ölçüde etkili olduklarına dair hipotez bir kenara bırakılmalıdır. Buna mukabil İznik Konsili yüzyıllar sonra Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) devrinde tekrar gündeme gelmiştir.

Konsilde ilk olarak Arius ve taraftarları fikirlerini sundular. Onlara göre İsa, Tanrı tarafından yaratılmıştı ve bu yüzden Tanrı ile aynı özden değildi. Bu görüş büyük tepki gördü. Tartışmalar sonunda, Hıristiyanlık tarihinin "İznik inanç esasları" olarak bilinen ilk ekümenik amentüsü kabul edildi.

Bu metinde özetle; tek Tanrı olan Baba'ya, Baba'nın özünden doğmuş, yaratılmamış, "Tanrı'dan Tanrı, nurdan nur, gerçek Tanrı'dan gerçek Tanrı" olan İsa Mesih'e, İsa'nın yeryüzüne gelip insan olduğuna, çarmıhta öldüğüne, üçüncü gün dirildiğine, göğe yükseldiğine ve bir gün yeniden gelerek insanları yargılayacağına ve Kutsal Ruh'a inanıldığına dair karar alındı.

Metnin sonuna ayrıca şu hüküm eklendi: "Tanrı'nın oğlunun ezeli olmadığını, sonradan yaratıldığını, Baba'dan farklı bir tabiata sahip olduğunu söyleyenler kiliseden aforoz edilecektir."

27 KASIM 'SIRRI'

Sosyal medya hesabından Papa'nın geliş tarihi 27 Kasım'da önemli bir gelişmeyi hatırlatan Afyoncu, "Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler. Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi" dedi.

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü'nden Papa itirazı - Resim : 2

Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretindeki bir "tesadüfe" daha dikkat çeken Afyoncu, "1054'te Doğu ve Batı kiliselerini tam ayrılırken, Papa 9. Leo idi. Şimdi başka bir Leo (Papa 14. Leo) Batı ve Doğu kiliselerini yakınlaştırmaya çalışıyor" dedi.

Afyoncu'nun paylaşımı şöyle:

330’da Roma İmparatorluğu başkentinin İstanbul’a taşınması Roma’nın tek dinî otorite merkezi olmaktan çıkmaya başlamasının başlangıcıydı. Konstantin İstanbul’u başşehri yapınca İstanbul da önemli kilise merkezleri arasına girdi. Roma ile İstanbul arasındaki ilk dini mücadele 343’te Serdika’da (Sofya) toplanan konsilde ortaya çıktı. Roma, bu konsildeki tartışmalardan sonra İstanbul’un yükselişinin önünü kesmek amacıyla kiliseyle ilgili her türlü resmî kararda tek yetkili makamın kendisi olduğunu ilan etti. Doğulu piskoposlar ise konsil kararlarını tanımadılar. İstanbul ve Roma kiliseleri artık birbirlerinden ayrılmaya başlamıştı.

381’de İmparator I. Theodosios’un topladığı ve Roma'dan kimsenin çağrılmadığı İstanbul Konsili’nde Roma’dan sonra ikinci yetkili makamın İstanbul olduğu ilan edildi. 395’te Roma'nın ikiye bölünmesi sonucunda kiliseler de kendi bölgelerindeki mahalli kültüre göre şekillenmeye başladı.

451' deki Kadıköy Konsili'nde İstanbul kilisesinin Roma ile aynı imtiyazlara sahip olduğu kararı alındı.
476'da Batı Roma İmparatorluğu'nun çökmesiyle Papa tek güç odağı oldu. Doğu kilisesinde teolojik tartışmalar olurken, Batı kilisesinde düzenin sağlanması için disiplin ön plana çıktı. Batı'da Papa tek etkili güç durumuna gelirken, Doğu’da kilise imparatorun hükmü altına girdi.

İki kilise arasındaki en önemli kırılma 595'te oldu. İstanbul Patriği 4. Ioannis tarihte ilk defa ekümenik patrik ünvanını aldı. Patrikhane'nin tek ve evrensel kilise olduğunu ileri sürdü. Batılı din adamları papanın bile bu ünvanı kullanmaya cesaret edemediğini söyleyip, Patrik'i eleştirdiler.

Patrik I. Mihail Kirularios, 1053’ten itibaren Roma’ya karşı mücadeyi sertleştirdi. İstanbul’daki bütün Latin kiliselerini kapattı. İki kilise arasındaki birliği yeniden kurmak amacıyla Papa 9. Leo, 1054'te Kardinal Humbert başkanlığındaki bir elçi heyetini İstanbul’a gönderdi. Patrik, Batı kilisesinin uygulamalarını dine aykırı görüp uzlaşmayı reddetti. Kardinal Humbert, Ayasofya'ya papa adına bir aforoz fermanı bıraktı. Patrik de aynı gün papa ve elçilerini aforoz etti. Karşılıklı aforozlar, Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki resmî ayrılığın simgesi haline geldi. Bu hadiseye Büyük Şizma denir.

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü'nden Papa itirazı - Resim : 3

Daha sonraki yıllarda Bizans'ın zayıflamasıyla Roma ve İstanbul kiliselerinin zaman zaman yeniden birleşmeleri gündeme geldi. Bizans, Yıldırım Bayezid döneminden itibaren ağır bir baskı altına alınmıştı. Bizanslı devlet adamları, Osmanlı baskısından kurtulmak için Avrupa'daki Hristiyanlar'dan gelecek yardımdan başka çareleri olmadığını düşündüler. Fakat bu yardım karşılıksız olmuyordu. Papa, Bizans'a kiliselerin birleşmesi şartını ileri sürdü. Başka çıkar yol bulamayan Bizanslılar, 1439'da Floransa Konsili'nde papanın isteklerini kabul ettiler. Ancak Bizans ikiye bölündü. Kiliselerin birleşmesi taraftarı olan Patrik Gregorios Mammas, birleşmeye karşı olanların baskısından dolayı Ağustos 1451'de Roma'ya kaçtı. İmparator Konstantin halkın tepkisine rağmen adım adım yaklaşan Türk tehlikesine karşı Avrupa'dan yardım almak için son çare olarak Papa'ya Ortodoks kilisesini Katolik kilisesiyle birleştirmeye hazır olduğunu bildirdi. Saint Sabina Kardinali Isidoros, 12 Aralık 1452'de Ayasofya'daki âyini bizzat yönetti. Roma usulünde yapılan ayinde papanın ve kaçan Patrik Gregorios'un adları birlikte zikredildi.

Halk ve din adamlarının çoğu olup biteni protesto ettiler. Meyhanelere dolan Bizanslılar kadehler dolusu şarap içerek birlikçilere lanet okuyup, Meryem'in ikonasına kadeh kaldırdılar. "Biz ne Latinler'in yardımına ne de birliğe muhtacız. Katolik tarzında ibadet bizden uzak olsun" diye bağırdılar.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bidünya Haber | Dünya ve Türkiye Gündemine uzak kalmayın. Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑