İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu grup toplantısında konuştu. MHP lideri Devlet Bahçeli'ye sert sözlerle yüklenen Müsavat Dervişoğlu'nun açıklamaları gündem oldu.


İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye sert sözlerle yüklendi. Dervişoğlu'nun "Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş'in tedrisatından geçip, yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın." ifadeleri gündem oldu.
Müsavat Dervişoğlu'nun açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:
-Sözlerime Hüsamettin Cindoruk'u anarak başlamak isterim. Türkiye gerçek bir demokrasi başkanını kaybetmiştir.
-Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile TBMM, tek adam rejiminin yönetim dayatmasıyla kenara atılmıştır. Gerçeklere duyarsız bir ortam yeşermiştir. Artık kan dökene imtiyaz sağlanıyor.
-Parlamanto süreçleri süreci yönetebilmeyi kapsar. Bu verimliliği artırır. Muhalefette olmak milli manfaatleri, gerçeği söylemektir.
-Yine bir torba yasa mantığı ile karşı karşıyayız. 15 yaş altındakilere sosyal medyanın yasaklanmaz özgürlüğün ihlalidir. Karşı değiliz. Ama şunu soruyoruz. Siz ebeveynlere internet okur yazarlığı eğitimi verdiniz mi? Bugüne kadar sadece yasaklar üzerinde ilerledi yaklaşımlar. İktidar sorumlu yurttaşlar olarak düşünmelidir.
-İktidarın gerçek yüzünü görmek için devletin kapısına bakmak yeterli. Kimi alıyor, kimi dışarıda bırakıyor bir bakın. Kimin borcunu siliyorlar, kimden faiziyle geri istiyorlar bir bakın. Dış politikaya bakın milletin menfaatinimi, dış güçlerin menfaatinimi öne alıyorlar bir bakın.
-Bu ucube düzen, devleti çürütmüştür. Atamalarda kayırmacılık yapılmaktadır. Bu nepotizm iktidarıdır. Sadece aile bağı, yakınlık üzerinden makam dapıtmaktır. Bugün Türkiye'de yapılan tam olarak budur.
-THY atamalarında da bunu gördük. Birinin akrabaları... Milletin evlatları dışarıda bırakılıyor. Kendileri söyledi. "Utanmıyoruz" dediler. Utanma duyguları olsa gençlerin yüzüne bakamaz, emeklinin karşısına çıkamazlardı. Bugün sadakat, yakınlık ödüllendiriliyor. Akrabaysanız her kapı açık.
-İktidara sesleniyorum. Göz boyamayı bırakın. Vatandaşı korkuyla sindiren baskı düzenine son verin. Siz kimin bütçesiyle kime sadaka veriyorsunuz.
-Mehmet Şimşek kurda istikrar dediği şey, üreticinin ipini çekmiştir. Ortada başarı yok, ağır bir maliyet var. Sektör temsilcileri her gün aynı isyanları yapıyor. Belirsizlik artık kural haline geliyor. Enerji maliyetlerindeki yüzde 25 artışa dikkat çekilerek esnafın, sanayicinin zor durumda olduğu belirtiliyor.
-Türkiye yüksek teknolojili ürünlerin pazarı haline getirilmektedir.
-Buradan iktidara söylüyoruz. Üreticiyi cezalandıran bu programdan vazgeçin.
-Pandemi döneminden beri biriken borçlar için yapılandırma başlatın. Üretim olmadan refah olmaz. Sanayi güçlenmeden bağımsız ekonomi olamaz. Milyon borçla yaşıyor. 2 binden falz kişi yasal takibe düşmüştür.
-Vatandaş bugün temel ihtiyaçlarını karşılamak için kredi kartına sarılıyor. Milyonlar sadece bankalara değil hayata da borçlu yaşıyor. Böyle bir düzen sürdürülemez. Borçla yürütülen ekonomi büyüyemez.
-Akademi dedikleri mulakatı kurumsallaştırmanın yeni adıdır. Öğretmen olmak isteyen genç kaç tane kapıdan geçecek. Akademililer dersleri başladı. MEB Bakanı "Öğretmen sabır işidir" demiş. Ama bu sözü rektör olabilmesi için kendisine özel yasa çıkarılan birinin söylemesi ibretliktir.
-Millet sizin har vurup harman savurduğunuz maliyetlerine katlanmıştır... Öğretmen adaylarının maaşlarında derhal iyileştirme yapın. Devlet yönetiyorsanız devlet böyle yönetilir. Devlet öğretmeni ile büyür.
-Allah kimseye gençliğinde Alparslan Türkeş'in tedrisatından geçip, yaşlılığında Doğu Perinçek çizgisinde siyaset yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşatmasın.
-Birçok konuda çeşitli yalpaların şahidi oluyoruz. Bu hafta buyurdular ki "Türkiye'nin jeopolitiğinden kaynaklı risler var, tehlikeleri beraberinde getirir Türkler dikkatli olmalıdır" diyor. Büyük bir şey keşfetmiş gibi.
-Hiç olmazsa bir “cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Kürt, diğeri Alevi olsun” demenin utancından kendini kurtarmaya çalışıyor. Diler ve umarım ki "Hesap sormazsam namerdim" sözünün arkasına düşer. İnşallah "evinin önünde andımız okutacağım" sözünün peşine düşer. Bu kürsüyü hiçbir zaman siyaset malzemesi yapmadım ama hak edene hakettiği cevabı vermek lazım.
-Dün dediğiyle bugün dedikleri arasında uçurumlar oluyor. Ben hiçkimsenin başını yere eğdirmeyeceğim.
-Şimdilik ona bu kadar yeter. Bunun sözünü veriyorum. Bizimle uğraşırsa, her grup toplantısında geçmişteki sözleriyle bugünkü sözlerinin mukayesini paylaşacağım.