GÜNCEL

Öcalan, Türklerin lideri olarak kimi isteyecek? Bahçeli tarafından 'kurucu önder' ilan edilmişti

İktidarın başlattığı 'terörsüz Türkiye' süreci devam ediyor. Müyesser Yıldız'ın bugünkü "Kurucu Önder” Türklerin Lideri Olarak Kimi Emir Buyurur?!" başlıklı yazısı dikkat çekti. İşte ayrıntılar...

6 Mart 2026 Saat: 14:10
Öcalan, Türklerin lideri olarak kimi isteyecek? Bahçeli tarafından kurucu önder ilan edilmişti
Öcalan, Türklerin lideri olarak kimi isteyecek? Bahçeli tarafından 'kurucu önder' ilan edilmişti

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan 'terörsüz Türkiye' adımları şehit yakını vegazilerin tepkilerine rağmen sürüyor. Gazeteci Müyesser Yıldız'ın 12punto'da yayınlanan konuyla ilgili bugünkü yazısı dikkat çekti.

Yıldız, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın hazırladığı KCK yapılanmasına göre; “güney Kürdistan” yani Barzanistan’a “Başur”, “kuzey Kürdistan” yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muza “Bakur”, “batı Kürdistan”a “Rojava”, “doğu Kürdistan”a da “Rojhilat” denildiğini söyleyerek, yeni açılım kapsamında sadece PKK değil, SDG, PJAK ve KCK’nın feshi ve silah bırakması için talimat verdiğini ifade etti.

Öcalan'ın buna karşılık olarak kendisine bir “statü” aradığını belirten Müyesse Yıldız, Barzani aşiretini işaret ederek "ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra özerkliklerini cümle aleme kabul ettirdiler. Şimdilerde bağımsızlık ilânı için dört gözle ortalığın iyice karışmasını bekliyorlar." iddiasında bulundu.

"Suriye yani “Rojava”da sözümona İmralı’daki teröristbaşının da engin katkılarıyla SDG/YPG’ye kendisini feshedip Şam yönetimine entegre olması kabul etti diye biliyoruz ya; iki gün önce Berlin’de Alman Federal Meclis üyeleriyle bir araya gelen Mazlum Kobani’nin sağ kolu, sözde dış ilişkiler eş başkanı İlhan Ahmed’in söylediklerini aktaralım. DSG ve YPJ güçlerinin yeni Suriye ordusuna entegrasyonun sürecinin 13 yıllık direniş ruhuna uygun olması gerektiğini belirten Ahmed, “Özellikle YPJ’nin (Kadın Koruma Birlikleri) savunma sistemi içindeki özgünlüğü korunmalıdır. Kadınların sadece asayiş birimlerine hapsedilmek istenmesini kabul etmiyoruz; ordunun ve savunma sisteminin asli bir parçası olarak kalmakta kararlıyız.” dedi. Ayrıca “Kürtlerin kendi bölgelerini yönettiği bir modelden yana olduklarını” vurguladı." hatırlatması yapan Müyesser Yıldız “Doğu Kürdistan” ile PJAK ile ilgili, ABD-İsrail’in İran’a saldırmasından günler önce 5 Kürt partisinin “İran rejiminin en zayıf döneminde bu fırsatı birlik içinde değerlendirmek” üzere birleştiğini ve “Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını” gündeme getirdiğini söyledi.

ABD'nin İran saldırısı sürerken bir partinin dahil olmasının ardından yayınlanan bildiride “Kürt halkının statü arayışı”nın vurgulandığını söyleyen Zengin'in İran’a saldırıdan iki gün önce İmralı’ya giden Öcalan'ın yeğeni DEM Urfa Milletvekili Ömer Öcalan'ın ABD ve İsrial'in İran'a saldırılarından iki gün önce açıklamalarını anımsattı.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği “statü” konusununa dikkat çeken Yıldız "kendisini “Kürtlerin lideri” ilân etmiş!" ifadelerini kullandı. Müyesser Yıldız'ın yorum yağan yazısı şöyle:

"ABD-İsrail saldırısının öncesinde ve sonrasında başka neler oldu?

Sömürge valisi Tom Barrack, evvela Barzaniler, ardından Süleymaniye’de Bafıl Talabani ve Mazlum Kobani ile bir araya geldi. The Economist’in iddiasına göre, işte bu görüşmeleri sırasında “İranlı Kürtleri ayaklanmaya hazırlanmaya” çağırdı.

Saldırılar başladığında ise “adamımız” Colani/Şara ile Mesut Barzani görüşüp, bölgedeki gelişmeler konusunda görüş birliğine vardı. Keza Mazlum Kobani hem Mesut Barzani hem Mesrur Barzani’yle görüştü. Bu görüşmelerde, “mevcut bölgesel tehditlere karşı ulusal kazanımların korunması ve Kürt haklarının güvence altına alınması için pozisyonların güçlendirilmesi gerektiği” vurgulandı.

Peşinden Netanyahu’nun girişimleriyle Trump’ın Barzaniler ve Bafıl Talabani’yi arayıp İran konusunda taraflarını seçmelerini istediği duyuruldu. Beraberinde de Trump’ın “‘Kürt’ kartını” kullanmak istediği ve CIA’nın PJAK eliyle İran’da iç savaş çıkarma planları yaptığı konuşulmaya başlandı.

Besbelli Suriye’de nasıl PKK/YPG/SDG’ye “kara gücü” yaptılarsa, İran’da da aynı tezgâhı kurma peşindeler.

ANKARA’NIN “PJAK” DURUŞU

“Yerli, milli devlet aklının ürünü” denilen açılım sürecinde AKP-MHP’nin birlikte yol yürüdüğü DEM’in İran tablosundaki duruşuna bakalım.

Daha ikinci gününde saldırıların durdurulması çağrısında bulunurken, “İran’da 3. Yol mümkün” dedi. Neymiş o “3. Yol”?

“İran’daki tüm toplulukların kendilerini yönetecek bir model inşa etmesi” imiş!..

ABD ve İsrail’in Kürt grupları kullanma planlarına “Ankara’nın bakışını” ise yine Hande Fırat’tan öğrendik. Ankara’nın, “Bölgedeki Kürt silahlı yapılar güçlenmemeli. İran’ın parçalanmasıyla yeni bir Kürt kuşağı oluşmamalı. PKK-PJAK hattı genişlememeli” şeklinde “üç temel hassasiyeti” varmış.

Milli Savunma Bakanlığı da dün yaptığı açıklamada; Türkiye’nin, komşu ülkelerin bölünmesinden değil, toprak bütünlüklerinin korunmasından yana olduğunu belirttikten sonra şunları kaydetti:

“Bu çerçevede, terör örgütü PJAK gibi etnik bölücülüğü körükleyen yapıların faaliyetleri sadece İran’ın güvenliğini değil, aynı zamanda bölgenin genel huzur ve istikrarını da olumsuz etkilemektedir. Terör örgütü PJAK’ın İran’da yürütttüğü faaliyetleri ve bölgedeki gelişmeleri devletimizin ilgili kurumları ile koordineli olarak yakından takip etmekteyiz.”

Dikkat çekmek istediğimiz şu: özellikle Bahçeli, örgütüne hakim olduğu ve sözünü dinlettiği iddiasıyla İmralı’daki teröristbaşını “kurucu önder” yaptığına göre, bu PJAK eksenli faaliyetler ne?

Demek ki, bölücü terör örgütü tüm bileşenleriyle kendini feshedip silah bırakmamış!..

Ama ne gâm; açılımı “kararlı ve cesur adımlarla” tam gaz sürdürüp yasal düzenlemelerin bayramdan önce mi sonra mı yapılacağını görüşüp tartışıyorlar.

Hem de İmralı’nın “Gülistan”ı Gülistan Kılıç Koçyiğit açıkça, çıkarılacak yasaların “silah bırakma sürecini kolaylaştıracağını”, yani silah falan bırakılmadığını itiraf etmişken!..

TERÖRİSTBAŞI “STATÜSÜNÜ” BELİRLEDİ

Bölgedeki savaş tamtamları arasında dikkat çekmedi veya gözden kaçırıldı, ama teröristbaşından da yeni buyruklar geldi.

İran’a saldırıdan iki gün önce İmralı’ya giden yeğeni DEM Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ne konuştuklarını nedense daha iki gün önce açıkladı.

Teröristbaşı, “Irak gitti. Suriye’nin mevcut yapısı dağıldı. İran ise kendini demokratikleştirmezse müdahale ile karşılaşacak. 12 gün savaşından sonra şu an ikinci aşama içerisindeyiz.” değerlendirmesini yaptıktan sonra, “Bu noktada halkımız ve kurumlarımız tedbir almalıdır. Şoven ve popülist yaklaşımların faturası halka ağır olur.” mesajı vermiş…

Rojava’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve bölgedeki Kürtlerin kendi ayakları üzerinde durması için yürütülen diplomasiyi önemsediğini bildirmiş…

Türkiye’de yürütülen süreç için; “Ağır yürüyor, ama demokratik siyasete alan açan bir zemin oluşturdu. Şimdiye kadar söylemediğimiz şey kalmadı, artık pratik adımlara ihtiyaç var… Artık somut politikalarla sonuç almamız gerekiyor. Bu görev hem devlet mekanizması hem de sahada olan demokratik siyaset öncüleri için geçerlidir.” demiş…

“Kürt dili önemlidir. Zihin parçalanmışsa dil de parçalanmıştır. Siyasi gücünüz yoksa kültürel gücünüz de olmaz. Örgütlü gücünüz yoksa dili ayakta tutamazsınız. Kendi değerlerimize sahip çıkmalıyız.” uyarısında bulunmuş…

Ve dahi Bahçeli’nin gündeme getirdiği “statü” konusunda, “Elbette statüm önemlidir. Çünkü benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür. Benim buradan çıkışım halkın çıkışıdır, halkın çıkışı benim çıkışımdır.” diye buyurmuş.

Türkçesi, kendisini “Kürtlerin lideri” ilân etmiş!..

Proje; “Türk-Kürt kardeşliği” olduğuna göre; Türklere, hatta daha sonra denkleme dahil edilen Araplara da birer lider lâzım değil mi? Acaba teröristbaşı kimleri uygun görür?!

ABD-İsrail Planlarını Teröristbaşıyla mı Bozacaklar?

Açılımın başından beri teröristbaşının, sadece ülkemizde değil Ortadoğu’da da “barış ve kardeşliği” sağlayacağı anlatıldı, ama durum ortada.

Buna rağmen Bahçeli, İran saldırısına işaretle projesini şöyle savundu:

“‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz?… PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz?… Nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa, sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?”

Kendileriyle aynı görüşte olmayanları pür perişan ederken, teröristbaşı ve PKK’yla “iç cephe” tahkimine yeltenmeye ne denir ki?!

Daha vahimi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın üç gün önce TRT Haber’de söyledikleri. ABD-İsrail’in, “İran’ın tapusunu bize verin” anlamına gelen şartları ortadayken; şöyle konuştu:

“Ben şuna inanıyorum, İranlılar aslında Başkan Trump’ın karşı karşıya bulunduğu karar baskısını iyi okuyup, onun eline daha önceden bir şey verselerdi, İsrail’in baskısı bu kadar işe yaramayabilirdi.”

Eyvah ki, ne eyvah!.. İnşallah Türkiye’nin dış politikası da “Trump’ın eline daha önceden bir şeyler verme” anlayışı ile yürütülmüyordur. ABD-İsrail’in ülkemizi dizaynına fırsat vermemek için peşinen bu açılımı başlatıp teröristbaşının isteklerinin yerine getirilmesi gibi…"

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bidünya Haber | Dünya ve Türkiye Gündemine uzak kalmayın. Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑