YAŞAM

Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Raporu Tanıtıldı

İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) bünyesinde Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından hazırlanan "Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu" başlıklı raporun tanıtımı, İLKE Vakfı'nın Üsküdar'daki binasında gerçekleştirildi

7 Mayıs 2026 Saat: 12:04
Türkiyede İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Raporu Tanıtıldı
Türkiye'de İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu Raporu Tanıtıldı

Akademisyenler, eğitimciler, lisansüstü öğrenciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla kamuoyuna sunulan 30 sayfalık rapor, Türkiye'de erken çocukluk ve ilkokul düzeyinde din eğitimine erişim meselesini akademik ve politika perspektifinden ele alarak mevcut durumu çok boyutlu bir çerçevede analiz ediyor.

Program, İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner'in selamlama konuşmasıyla başladı. Ardından İstanbul İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Ömer Avcı ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Öğretim Programları ve Materyalleri Daire Başkanı Hasan Özarslan'ın konuşmalarıyla devam etti. Bu konuşmaların ardından EPAM Direktörü Prof. Dr. Ayhan Öz'ün moderatörlüğünde, raporun yazarı Prof. Dr. Recep Kaymakcan tarafından raporun tanıtımı gerçekleştirildi.

"Tartışmalar çoğu zaman veri temelli değil, ideolojik zeminde yürütülüyor"

Kaymakcan, sunumunda erken çocuklukta din eğitimine yönelik eleştirilerin büyük ölçüde veri temelli yaklaşımlardan ziyade ideolojik yaklaşımlara dayandığını ifade etti. Karşılaştırmalı eğitim politikaları açısından bakıldığında pek çok ülkede din eğitiminin erken yaşlarda sistematik biçimde sunulduğunu belirten Kaymakcan, Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamına yakınında ilkokul sınıflarında din dersinin yer aldığını; Almanya, İngiltere, Belçika ve Norveç gibi ülkelerin bu uygulamayı sürdürdüğünü vurguladı. Türkiye'nin bu alanda küresel eğilimlerin dışında kalmasının önemli bir politika boşluğuna işaret ettiğini belirtti.

"Temel mesele, din eğitimine kurumsal erişimin sağlanmasıdır"

Din eğitimi tartışmalarında "erişim" ve "kalite" meselelerinin birbirinden ayrıştırılması gerektiğine dikkat çeken Kaymakcan, erken çocukluk döneminde temel meselenin öncelikle kurumsal din eğitimine erişimin sağlanması olduğunu belirtti. Türkiye'nin son yıllarda din eğitimi alanında önemli kurumsal gelişmeler kaydettiğini ifade eden Kaymakcan, buna rağmen erken çocukluk düzeyinde erişim eksikliğinin sistemin en kritik yapısal sorunlarından biri olduğunu dile getirdi.

Kaymakcan, raporun hazırlanma sürecine ilişkin olarak Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu'nun 2020 yılında kendisinden görüş istemesi üzerine bu konuyla ilgilenmeye başladığını söyledi. İLKE Vakfının da geçen yıl aynı konuda dünya ve tarihi örnekleri kapsayan, Türkiye'deki uygulamanın anlatıldığı, akla takılan sorulara yanıt olabilecek ve politikalar önerebilecek bir rapor talep ettiğini anlattı. Bu kapsamda hazırlanan raporda dünya örnekleri, Türkiye'nin Osmanlı tecrübesi dahil olmak üzere Avrupa örnekleri ve gelişim psikolojisi açısından yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilkokulun bütün sınıflarında din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi vermenin önünde bir engelin olmadığı sonucuna ulaşıldığını ifade etti.

"Erken çocukluk, kişilik ve değer sisteminin temellerinin atıldığı kritik bir evredir"

Erken çocuklukta din eğitiminin, çocuğun gelişim düzeyine uygun içerik ve yöntemlerle verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaymakcan, bu dönemin kişinin şahsiyetinin ve değer sisteminin temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresi olduğunu ifade etti. Lise çağındaki öğrencilerde üniversite sınavı kaygısıyla öğretim boyutunun ön plana çıktığını, ilkokul çağında ise mevcut neslin değerlerinin yeni yetişen nesle aktarılması anlamında eğitim boyutunun belirleyici olduğunu söyledi. Son dönemde yapılan çalışmaların erken dönemde verilen eğitimin daha kalıcı olduğunu gösterdiğini ve bunun din ve ahlak alanı için de geçerli olduğunu vurguladı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında din eğitiminin ilkokul müfredatında yer aldığını hatırlatan Kaymakcan, 1924 yılında ilkokul 2, 3, 4 ve 5. sınıflarda "din bilgisi ve Kur'an" derslerinin haftada iki saat olarak okutulduğunu belirtti. 2014 yılında gerçekleştirilen Millî Eğitim Şûrası'nda ilkokulun bütün sınıflarında din dersi yapılmasına dair karar alındığını, ancak söz konusu kararın henüz uygulamaya geçmediğini ifade etti.

"Çocukların varoluşsal sorulara yönelik doğal merakı pedagojik olarak desteklenmeli"

Çocukların erken yaşta bu alana yönelik doğal bir merak geliştirdiğini ve bu merakın pedagojik olarak desteklenmesinin kalıcı öğrenme açısından kritik olduğunu vurgulayan Kaymakcan, din eğitimi politikalarının veri temelli biçimde geliştirilmesi, müfredatın çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi ve öğretmen yetiştirme süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İslamiyet'in dünya dini olarak anlatılması gerektiğine de değinen Kaymakcan, farklı coğrafyalarda İslamiyet'in nasıl yaşandığının müfredata kademeli olarak dahil edilmesinin gençlerin zihin dünyasının gelişimine ve Türkiye'nin genişleyen dış politika vizyonuna katkı sağlayacağını belirtti.

            

Program sonunda İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner, Prof. Dr. Recep Kaymakcan'a hediye takdim etti. Katılımcıların sorularının yanıtlandığı değerlendirme bölümüyle program sona erdi. Rapor, İLKE Vakfı'nın internet sayfasından da erişime açık bulunuyor.

  

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Bidünya Haber | Dünya ve Türkiye Gündemine uzak kalmayın. Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız
Yukarı ↑