Egepol Hastaneleri'nin Meme Kanseri Farkındalık ayı kapsamında gerçekleştirdiği seminerler dizisinin yeni durağı Bayraklı Uğur Okulları oldu.


Bayraklı Uğur Okulları yöneticileri, öğretmen ve öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen seminerde erken tanının hayat kurtardığı vurgulandı; düzenli kontrolün önemine de dikkat çekildi.
Seminer kapsamında sunum yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Suna Güzel Doğan, Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülten Sezgin ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Petekkaya meme kanserinde tanı ve tedavi süreçleri hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.
HER 8 KADINDAN BİRİ MEME KANSERİ
Türkiye'de ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Suna Güzel Doğan, “Her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor. Meme kanseri görülme olasılığı 50 yaşından sonra daha da artıyor. Günümüzde, genç yaşlardaki kadınlarda da meme kanseri görülme oranı yükseliyor” diye konuştu.
Dr. Doğan, “Obezite ve hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, kimyasallara maruz kalma, sigara ve alkol kullanmak, geç doğum yapmak risk faktörünü artırıyor. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlarda ve geçmişte ışın tedavisi alanlarda da görülme olasılığı artıyor. Eğer memede sertlik, şişlik varsa, büyüme yada küçülme gözlemleniyorsa, ciltte kalınlaşma, kızarıklık varsa meme başında içe çekilme, akıntı gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir uzman hekime görünmek gerekir. Meme kanserinde çok büyük oranda ağrı olmaz. Bu nedenle kişinin kendisini elle ve gözle muayenesi önemlidir. Erken tanıda hayatta kalma oranı çok yüksektir. Erken tanı ve tedavi sayesinde memenin alınmasına ve kemoterapiye gerek kalmayabilir. Bu nedenle herhangi bir değişiklik farkettiğinizde doktora gidilmesi önem taşır” ifadelerini kullandı.
KANSER, HENÜZ BELİRTİ VERMEDEN YAKALANABİLİYOR
Erken Tanıda Radyolojinin Rolü başlıklı bir sunum gerçekleştiren Doç. Dr. Gülten Sezgin, mamografi, ultrason ve biyopsi gibi yöntemlerle hastalığın semptomlar öncesinde yakalanmasının mümkün olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Sezgin, “Kişi kendisini elle muayene ettiğinde hissedilmeyen bazı kitleler mamografi ile 2 yıl öncesinden saptanabiliyor. Erken saptamalarda ise 5 yıllık hayatta kalma oranı ise çok artıyor. Temel görüntüleme yöntemleri arasında Dijital Mamografi, Meme Ultrasonu, 3D Tomosentez ve Meme MRG'sini sayabiliriz. 20-39 yaş aralığındaki kadınlar aylık olarak kendilerini muayene etmeliler. 40 yaş üstündekiler de yıllık rutin kontrollerini yaptırmalılar. Riskli olmayan gruptakiler de 2 yılda bir momografi çektirmeliler” dedi.
TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL OLMALI
Prof. Dr. İbrahim Petekkaya da Onkolojide Devrim: Genomik Tedavi Rehberi başlıklı sunumunda her meme kanseri tedavisinin kişiye özel olarak planlanması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Petekkaya da şunları söyledi: “Kanserde, tıpkı metro ağları gibi karmaşık yapılar ve çok sayıda etken iç içe geçmiş durumdadır. Meme kanserinde tümörün biyolojik özelliklerini ve tedaviye yön verebilecek genetik mutasyonları belirlemek amacıyla patolojik incelemelerin yanı sıra gerekli durumlarda kan örnekleri üzerinden moleküler testler de yapılabilmektedir. Kanser tedavisinde kemoterapinin yanı sıra tümörün özelliklerine göre hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve diğer sistemik tedaviler kullanılmaktadır. Her tümörün biyolojik özellikleri farklılık gösterebilir. DNA ve RNA analizleriyle elde edilen bulgular doğrultusunda, hastaya en uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi hedeflenmektedir”