Diyarbakır’da eski Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ile eşi, çocukları ve yakınlarının da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, belediye başkanlığı ön


Diyarbakır’ın eski Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ile eşi, eski eşi, kızları, oğlu ve baldızının da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında, suçtan elde edilen gelirle mal varlığı değerlerini aklamaktan dava açıldı.
Diyarbakır’ın AKP’li eski Bağlar Belediye Başkanı ile aliesi hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçundan yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede, Hüseyin Beyoğlu, eşi Dürdane, kızları Fatma, Leyla, Merve, Vildan, oğlu Mustafa Beyoğlu, baldızı Deniz Gürdeğir, belediye İmar Müdürü Fırat Kılıç ile Başkan Yardımcısı Sıddık Aycıl’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığın 7’er yıl hapisle cezalandırılmaları istendi.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan rapora göre, imar ve ihale işlemlerinde iş sahiplerinden kişisel menfaat temin ettikleri, mal bildiriminde bulunulması, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kanunu gereğince sanıklar hakkında mal varlığı soruşturması yürütüldüğü belirtildi.
MASAK’ın hazırladığı aklama suçuna dair rapor ile KOM Şube Müdürlüğünce hazırlanan değer tespit tutanağı ve tapu kayıtları dikkate alındığında sanıkların haksız mal edinerek kamu hazinesini zarara uğrattıkları vurgulandı. Sanıklardan Sıddık Aycıl ile Fırat Kılıç’ın kağıt üzerinde işçi görünmelerine rağmen Kılıç’ın İmar Şube Müdürü, Aycıl’ın ise belediye başkan yardımcılığına getirildiği, Beyoğlu’nun baldızı Deniz Gürdeğir’in de Milli Eğitim Müdürlüğünde düz personel iken ruhsat ve denetim ile insan kaynaklarından sorumlu başkan yardımcılığına getirildiği kaydedildi.
Hüseyin Beyoğlu’nun belediye başkanı seçildikten sonra mal varlığı beyanına göre toplam değeri 11 milyon 750 bin lira taşınmaz, 2 araç, 5 kilo külçe altın, 20 burma ve 5 hazır bilezik, altın seti şeklinde bildirimde bulunduğu ifade edildi. Beyoğlu’nun eşi adına bildirimde bulunduğu evi satın aldığı tarihi 31 Mart 2019 seçimlerinden sonra 12 Aralık 2019’da aldığını belirtmiş olmasına rağmen aynı taşınmazı 12 Aralık 2018’de almış gibi yerel seçim öncesinde alınmış gibi düzeltme yaptığı ortaya çıktı.
Yine eşi adına kayıtlı bazı taşınmazlar listesine “Babadan kalan miras” notu düşüldüğü, ancak edinim tarihinin yer almadığına dikkat çekildi.
İddianamede, sanık olan kızları ve oğlu adına da Çankaya ve Gölbaşında mesken ve bürolar, öğrenci olup hiçbir geliri olmayan kızı adına bir Mercedes ve Volvo marka iki otomobil ile 2 kilo 900 gram altın olduğu bildirildi. Eşi adına kayıtlı bazı büro, arsa gibi taşınmaz mal varlıklarını ise beyan etmediği kaydedildi.
Oğlu adına kayıtlı bazı araç ve taşınmazların da beyan edilmediği iddianamede yer aldı. Başkan Yardımcısı Sıddık Aycıl’ın mal bildirimine göre eşi adına edinim tarihi belirtilmeyen 1 mesken, edinim tarihi 2021 ve 2023 olarak bildirilen ancak değeri belirtilmeyen 1 bahçe, sulu ve susuz iki ayrı arsa olduğu tespit edildi.
Başkan Yardımcılığı görevine getirilen başkanın baldızı Deniz Gürdeğir’in ise, seçimlerden 4 ay sonra 15 Temmuz 2019 tarihli mal beyanına göre, kendisi adına 10 kilo 350 gram külçe altın, 450 gram 3 hazır bilezik, 600 gram 20 adet burma bilezik iki ayrı banka hesabında yastık altı birikim olarak belirtilen 150 bin dolar, 100 bin 600 Euro, 2 milyon TL, Bingöl’de iki ayrı parselde sulu ve susuz arsa, Diyarbakır’da iki daire, yeğeni Ebrar Börü adına tescillediği Bingöl’de iki ayrı sulu ve susuz arsa, Sur İlçesinde bahçeyi babadan kalan miras, kendisi ve annesinin birikimleri olarak not düştüğü belirtildi.
MASAK raporuna göre, 2019-2023 arasında Range Rover Jeep, Audi A-3, 1 sulu, 1 susuz tarla, bahçe ve 2 adet meskenle ilgili mal bildiriminde bulunmadığı kaydedildi.
Dosyaya giren ve belediye başkanı seçildikten sonra edinilen Hüseyin Beyoğlu, kızları ve oğulları ile eşi adına kayıtlı taşınmaz listesi ise dudak uçuklattı. 1 Mercedes, Volvo, Wolksvagen, Citroen, Nissan marka araçlar, Diyarbakır’da 6 büro, 20 konut, 2 dükkan, Sur ilçesi sınırlarında farklı ada ve parsellerde 6 ayrı susuz tarla vasıflı arsa, Çankaya’da 5 büro, Bingöl’de 2 ayrı sulu ve susuz tarla, Sur İlçesinde bahçe, Afyon’da 2 ayrı apart, Keçiören’de konut, Gölbaşı’nda 1 daire, Hazro İlçesinde sulu tarla olduğu Tapu kayıtlarından tespit edildi. Başkan Beyoğlu ile baldızının görev süreleri içinde banka hesap hareketlerine bakıldığında da milyonlarca lira para giriş ve çıkışı olduğu tespit edildi.
Müfettişin ifadesini aldığı iş ihsanı Hakan Eser’e ait 3 katlı plazayı da imar sözü verip değerinin çok altında satın aldığı ve bu paranın da 710 bin dolar olarak Beyoğlu’nun baldızı Deniz Gürdeğir tarafından banka havalesi yapıldığı belirlendi.
Beyoğlu ile baldızının belediyedeki görevleri sürecince genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen, mal varlıkları gelirleri ile orantılı olmayacak artışlar olduğu ve bu şekilde haksız mal edinme suçunu işledikleri ifade edildi.
Hüseyin Beyoğlu’nun Beşiktaş Belediyesine yönelik operasyonda suç örgütü lideri olmaktan hakkında dava açılan Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşleri Ramazan Murat Aktaş ile Tekin Aktaş’ın da aralarında bulunduğu Bağlar Belediyesi asfalt ihalesinin bu kişilere verilmesi için ihaleye fesat karıştırmak, görevi kötüye kullanmak suçunu da işlediği ve bununla ilgili de hakkında iki ayrı dava açıldığı belirtildi. İddianamede, sanık Beyoğlu’nun yine ruhsat işlemleri için bir müteahhitten rüşvet aldığı için Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp cezalandırıldığı ve bu mahkumiyet kararının da İstinaf Mahkemesince onanarak kesin hükme bağlandığı vurgulandı.
İfadesine de yer verilen iddianamede Beyoğlu mal varlığıyla ilgili kendini şu şekilde savundu: “Diyanette imamlık, murakıplık yaparak emekli olup ticarete atıldım. 3 şirket, 6 sürücü kursu, 2 kırtasiye açtım. Eşim Dündane’de ortağımdır. 100’ün üzerinde aracımız vardır. arsalar, evler ve Hazar gölünde villam var. Başkan seçilene kadar ticaretle uğraştım. Bana yönelik suçmalalar siyasi çevrelerin iftiralarıdır. Şahsım üzerinden iktidar partisi hedef alınmaktadır. Ayrıca iş başvurusu yaptıkları için işe almadığımız kişilerin de iftiralarıdır.
Eşi Dürdane ise SGK emeklisi olup en düşük emekli maaşı aldığını belirtmesine rağmen adına kayıtlı taşınmaz gayrimenkul ve araç listesini eşiyle yaptıkları ticari ortaklık olarak izah etti. Öğrenci olmasına rağmen adına kayıtlı taşınmaz malvarlığı listesi çıkan kızı Merve Beyoğlu da, annemin yaptığı ticaretten kazandığı gelirle bu yatırımlar yaptıklarını belirterek, “Adıma kayıtlı Volvo Diyarbakır’da 1 ev ve 1 büro ile Çankaya’da 2 adet büro vardır. Ben 3 kere umreye gittim. Ben oldum Olalı özel okullarda lüks şekilde yaşam sürdüm” dedi.
Kıbrıs’ta öğrenim gören kızı Fatma Dicle Beyoğlu da, öğrenci olduğu için çalışmadığını, geliri olmadığını ancak adına kayıtlı mal varlıklarının annesi tarafından yatırım amaçlı yapıldığını söyledi.
Oğlu Mustafa Beyoğlu da, Büyükşehir belediyesinde kayyum yönetimindeyken satın alma biriminde çalıştığını, ancak DEM Parti'nin seçimleri kazanmasıyla önce temizlik birimine, ardından da işine son verildiğini belirterek, “Şu anda çalışmıyorum. Plazada adıma kayıtlı büronun kirasıyla geçiniyorum” dedi. Beyoğlu’nun eski eşi Fatma Ezgin de, 4 çocuğu olduğunu, eşinden boşandıktan sonra bir ev aldığını, diğer mal varlıklarının da babadan kalan miras olduğunu ileri sürdü.
Milli Eğitim’de düz memur olmasına rağmen başkan yardımcılığı görevine geldikten sonra hesabında kilolarca altın, araç, taşınmaz gayrı menkuller çıka Beyoğlu’nun baldızı Deniz Gürdeğir ise, eniştesinin sürücü kursuna ortak olduğunu ve paraların bir kısmını buradan kazandığını, bir kısmının da babadan kalan miras olduğu iddiasında bulundu.
Kentsel dönüşüm şubesinde görev aldığını, annesiyle yaşadığını belirterek, “Annem 5 yıl öncesine kadar düğün, cenaze ve benzeri etkinliklerde mevlid okuyordu. Bu işten de iyi para kazanıyordu. Son 5 yıldır mevlidlere fazla gitmiyor. Range Rover jeep’i halen kullanıyorum. 3 kez de Umre’ye gittim” şeklinde sahip olduğu serveti bu şekilde izah etmeye çalıştı. MASAK raporunda Gürdeğir’in kayıt dışı paraları bankalar arası transfer ettiği bildirilirken, hakkında görevi kötüye kullanmak suçunan da çok sayıda dava ve soruşturma dosyası olduğuna dikkat çekildi.
Tüm sanıkların parasal işlem hacimlerinin gelir ve giderleriyle orantılı olmadığı tespit edilirken, Hüseyin Beyoğlu’nun Belediye Başkanı olduktan sonra yaptığı atamalarda kendi aile bireylerinin önemli pozisyonlara getirdiğini, bir kısmına ise istihdam sağladığı vurgulandı.
Beyoğlu’nun yakınlarını belediyede istihdam etmesini ise, belediyede PKK terör örgütüyle bağlantılı kişilerin olması ve birçok personelin örgüt ile irtibatlı olduğu için kimseye güvenmediğinden dolayı aile bireylerini istihdam ettiği şeklinde açıkladığı kaydedildi.
İddianamede sanığın bu savunmasının oldukça tutarsız olduğu, zira 2 milyon nüfuslu Büyükşehir statüsüne sahip Diyarbakır’da, bir ilçe belediyesinde lisans eğitimine uygun çalışabilecek liyakata sahip pek çok memur ve vatandaşın bulunduğu dikkate alındığında; bu savunmasının itibar edilebilir nitelikte olmadığı, asıl amacının işlediği suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna dikkat çekildi.
Beyoğlu’nun belediye başkanı olmadan önceki tüm malvarlığı değerinin 13 milyon 535 bin lira olduğu, ancak başkan olduktan sonra kendisi eşi ve çocukları üzerine kayıtlı mal varlığının 323 milyon 601 bin lira olduğu ülkede son yıllardaki enflasyon oranın artışı da göz önünde bulundurulduğunda bile aradaki yüksek farkın genel ahlak ile açıklanmasının mümkün olmadığı belirtildi.
Sanığın ilk eşi ile bu eşinden olan çocukları adına kayıtlı mal varlığı hesaplandığında çok daha yüksek meblağlı bir tablonun ortaya çıktığına işaret edildi.
Sanık Beyoğlu’nun rüşvet, irtikap suçundan cezalandırılmış olması, görevi kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma suçlarından ise halen yargılanıyor olması dikkate alındığında haksız mal edinme ve suçtan kaynaklı mal varlığı değerlerini aklama yoluna gittiğinin sabit olduğu vurgulandı.
İddianamede, Beyoğlu ile baldızının kamu hizmetine dahil olmasıyla malvarlıklarında orantısız artış olduğu, bazı mal varlıklarıyla ilgili beyanda bile bulunmadıkları ifade edildi. Tüm sanıkların mahkeme kararıyla el konulan haksız kazançla elde ettikleri tüm malvarlıklarının kamu hazinesine devredilmesine ve 7’şer yıl hapisle cezalandırılmalarına karar verilmesi istendi.