ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemiler için açıkladığı sigorta programına, deniz güvenliği sağlanamadığı için hiç talep gelmedi.


ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemilere yönelik 40 milyar dolara kadar sigorta desteği planı, deniz eskortu sağlanmadığı için devreye giremedi. Program kapsamında bugüne kadar tek bir dolarlık teminat verilmedi.
İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, Trump’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemilere ABD tarafından sigorta sağlanacağını açıklamasının üzerinden iki ay geçmesine rağmen, program kapsamında henüz hiçbir teminat verilmedi.
Trump, mart ayında yaptığı açıklamada, savaşın başlamasının ardından Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması üzerine, bölgeden geçmek isteyen gemilere “çok makul bir fiyatla” sigorta sağlanacağını söylemişti.
ABD yönetimi, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin normal koşullarda geçtiği kritik su yolunda taşımacılığı yeniden canlandırarak petrol fiyatlarını kontrol altında tutmayı hedefliyordu. Bu amaçla Chubb ve AIG sigorta şirketleri de programa dahil edildi.
Ancak programın işleyişi hakkında bilgi sahibi iki kişiye göre, 40 milyar dolara kadar çıkması öngörülen sigorta mekanizması bugüne dek hiç kullanılmadı. Bu durum, sigorta primleri savaş öncesi seviyelerin katbekat üzerinde seyretmeye devam ederken yaşandı.
Sigortacılara göre program hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilemedi. Bunun nedeni, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapacak gemiler için gerekli tüm koşulları karşılamaması ve sigorta desteğinin ABD donanmasının sağlayacağı eskort hizmetine bağlı olmasıydı. Söz konusu eskort sistemi ise kurulmadı.
ABD, mayıs ayı başında ticari gemilerin geçişini sağlamak amacıyla kısa süreli “Özgürlük Projesi” girişimi kapsamında iki gemiye boğazdan geçişte eşlik etti. Ancak ABD ordusu daha sonra başka gemilere benzer bir destek sağlamadı.
Program, Trump’ın sosyal medyada yaptığı ve ABD Kalkınma Finansmanı Kurumu’na, Körfez üzerinden geçen “tüm deniz ticaretinin, özellikle de enerji taşımacılığının finansal güvenliği” için siyasi risk sigortası ve garanti sağlaması talimatını verdiğini duyurduğu paylaşımın ardından oluşturuldu.
Chubb sözcüsü yaptığı açıklamada, “DFC programının amacı, deniz eskortu eşliğinde geçiş yapan gemileri sigortalamaktır; ancak böyle bir eskort sağlanmadı” dedi.
Dünya deniz sigortacılığının önemli bir kısmı Lloyd’s of London üzerinden yürütülüyor. ABD hükümeti destekli bu girişimin, İngiltere’nin bu alandaki hakimiyetini zayıflatabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştı.
Dünyanın en büyük sigorta brokeri Marsh’ın deniz sigortacılığı biriminin başındaki Marcus Baker, ticaretin yeniden başlamasının “tamamen armatörlerin, varlıklarını ve mürettebatlarını bu koşullarda bölgeden geçirecek kadar güvenli hissetmelerine bağlı” olduğunu söyledi.
Howden’da deniz brokeri olarak görev yapan Ellis Morley ise, “Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemiler için sorun sigortanın bulunabilirliği değil” dedi.
Morley, “Armatörleri caydıran unsur, mürettebat, gemiler ve yükler açısından oluşan fiziksel tehdit” ifadelerini kullandı.
Körfez’de gemilere yönelik sigorta fiyatları savaş öncesi seviyelerin çok üzerinde kalmayı sürdürüyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne göre çatışmanın başlamasından bu yana en az 38 gemi saldırıya uğradı veya vuruldu; 11 denizci hayatını kaybetti.
Baker’a göre mevcut sigorta oranları, bazı poliçelerde “hasarsızlık bonusu” seçeneğiyle birlikte, gemi değerinin yüzde 3 ila yüzde 8’i arasında değişiyor. Bu oranlar, çatışma öncesinde yüzde 1’in çok altında seviyelerdeydi.
Baker, Hindistan hükümeti tarafından hazırlanmakta olan ayrı bir deniz sigortası programının ABD mekanizmasına kıyasla daha başarılı olabileceğini söyledi. Ona göre bunun nedeni, Hindistan’ın planının daha dar kapsamlı biçimde sermaye sağlanmasına odaklanması ve deniz desteğine bağlı olmaması.
Sektöre yakın kişilere göre, Hürmüz’den geçen sınırlı sayıdaki gemiyi sigortalayan Batılı sigorta şirketleri, yaptırım riski nedeniyle “sorma-söyleme” yaklaşımıyla hareket ediyor. Bunun nedeni, boğaz üzerinde fiili güç kullanan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD, İngiltere ve AB yaptırımları altında olması.
Gemilerin su yolundan geçişine genellikle Tahran ile yapılan ikili diplomatik düzenlemeler sayesinde ya da Devrim Muhafızları’nın talep ettiği bir geçiş ücretinin ödenmesiyle izin veriliyor. Aynı dönemde ABD, İran’a ait gemilere veya İran limanlarına uğramış gemilere yönelik ablukasını sürdürüyor.
DFC sözcüsü ise yaptığı açıklamada, “DFC, Beyaz Saray ve kurumlar arası ortaklarıyla yakın koordinasyon içindedir. Gerekmesi halinde DFC’nin Deniz Reasürans Tesisi, Başkan Trump’ın Hürmüz Boğazı üzerinden deniz ticaretini yeniden tesis etme talimatını yerine getirmek üzere 40 milyar dolarlık teminat sağlayacaktır” dedi.